2 Haziran 2018 Cumartesi

RAKS-I ŞAHANE- DANCE TO PLEASE A SULTAN

TÜRKÇE: (For English please scroll down.)

Canlandırma ve dans, özleri hareket olan iki kardeş sanat. Ve canlandırmaya dans çok yakışıyor. Kendim ancak pek kötü dans edebilirken dans eden karakterler canlandırmak özellikle hoşuma gider. Kendi kültürümüze iyice yerleşmiş olan göbek dansını da küçümsemem hiçbir şekilde!

1994 yılında olmalı, Berlin Hahn Film Benjamin Blümchen video filmleri serisi içinde bir ortadoğu öyküsü canlandırmayı üstlenmişti. "Tapınak Kedisinin Sırrı" (Das Geheimnis der Tempelkatze) adındaki bu bölümün bir göbek dansı sekansı içerdiğini öğrenince o sekansın tamamını canlandırmaya gönüllü oldum- Avrupalılara bırakamazdım ya! O sırada Ankara'da oturuyorduk ve canlandırmaları oradan yapıp gönderdim. ("Tahsin Lâle Özgür Animasyon Tic. Ltd. Şti." adına!)

Seneler sonra, Disney Paris'te Tarzan filminde çalışırken birisi (1997, belki 98) o sırada Dreamworks'ın yapılmakta olan "Mısır Prensi" filmi için hazırlanmış deneme canlandırmaları getirdi içeren bir kaset getirdi. Bir tanesi ortadoğu dansı yapan bir kadın figürüydü (bitmiş filmde göremedim). Güzeldi, ama benim bildiğim göbek dansı değildi. "Bu iş böyle yapılır" edasıyla bir göbek dansözü canlandırdım- kaba tabii! Arkadaşlara gösterdim, sonra işimize döndük. Resimleri sakladım!

Türkiye'ye döner dönmez Karaköy'de Kasa Galeri'de "Çizime Farklı Yaklaşımlar" karma sergisine davet edilince resimleri ortaya çıkardım.Kaba çizimleri temizlemedimse de mavi kalemle "bağladım". Canlandırma sanatını tanıtan bir videoklip hazırlayıp rakkasemi içine uyarladım, resimlerin kendileri de videoyla birlikte sergilendi. (26 Ocak-16 Şubat 2000) Ben o montajı başka yerde yayınlamadım (bir gün altyazı eklerim diye) ama internette yayınlayan olmuş. Sonunda şirket belgeselimiz de var. Birinin başı, öbürünün sonu kesik ama yine de bakın isterseniz: "Tahsin Özgür Belgeseli".

Bu sergiye katkılarımdan etkelenen Galeri Apel'den "2001 Gece Masalları" karma sergisi için davet aldım (5 Ocak-4 şubat 2001). O sergi için değişik bir mizansenle yeni bir klip yaptım, bunun için yeni canlandırmalar da ilave ettim- rakkasemin yerden ayağı kalkışı gibi. O klibi burada paylaştım. Bkz: "2001 Gece Masalları", 11 Eylül 2010.

Şimdi rakkasemin resimlerini tarayarak daha kaliteli bir klip yapma imkânım oldu; onu da burada sunuyorum. 


Videoklip/ Videoclip
Benjamin Blümchen Das Geheimnis der Tempelkatze, 1995.
("Tapınak Kedisinin Gizemi"/ "The Mystery of the Temple-Cat")
göbek dansı sekansı/ belly dance sequence.

Videoklip/Videoclip
Rakkasem/ My Dancer 
1997(?)/2000

ENGLISH
Animaton and dance are really sister arts, since the essence of both is movement. And dance can look great in animation. I may be a lousy dancer myself, but I take great pleasure in animating dancing characters. And I certainly look down upon belly dancing, for so long a part of our culture. 

It must have been 1994, Hahn Film Berlin undertook the production of the Das Geheimnis der Tempelkatze ("The Mystery of the Temple-Cat"), a middle-eastern adventure in the direct-to-video Benjamin Blümchen series. When I heard there was to be a belly dancing sequence, I volunteered to animate all of it- I could't let the Europeans mess that up, could I? We were living in Ankara at the time, so I worked from there and sent the scenes over (billed for "Tahsin Lâle Özgür Animasyon Tic. Ltd. Şti."). 

Years later, while working at Disney Paris on Tarzan (probably 1997 if not '98) someone brought in a cassette of experimental animation for The Prince of Egypt, then in production at Dreamworks. There was a dancing female figure, which I did not spot in the final film. It was fine, but far from the belly dance that I was used to seeing. I took it as a challenge and animated a belly dancer, rough of course, with the air of "this is how it's done fellas!" I showed it to my friends and we all went back to work. But I kept the drawings!

Shortly after our return to Turkey I was invited to a joint exhibition on the theme of "Different Approaches to Drawing". I took out the roughs and tied them down with blue pencil. I prepared a video explaining the process of animation and integrated the animated dancer into it.  The drawings were exhibited with the video. The venue was the "Kasa Gallery", inside an unused, cavernous safe in an old bank building in Istanbul's Karaköy district (January 26th to February 6th, 2000). I never shared that video online, though I meant to; I always hoped I could add subtitles. But others have.Here's one with our "company demo" added; there are chunks missing from the beginning of one and the end of the other though:  "Tahsin Özgür Belgeseli" ("Tahsin Özgür Documentary").

Apparently impressed by my contributions to this exhibition, Galeri Apel invited me to the "2001 Nights" joint exhibition (January 5th to February 4th 2001). I shot and edited together a new video corresponding to the theme, and made some new animation of my dancer, including the bit where she gets up from the floor. I did share that video on this blog. See: "Tales of 2001 Nights", 11 Eylül- September 2010.

Now that I have the possibility of scanning the drawings rather than shooting with a camera, I have put together a higher quality video of my dancer, which I am presenting herewith.

21 Mart 2018 Çarşamba

TATSIZ BİTEN PERİ MASALI- FAIRYTALE WITH A SORRY ENDING

TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Dreamworks'un Shrek başarısından sonra masallarla dalga geçen filmler modası geldi.

Batıyla yeni birleşip özgür ve kapitalist dünyaya açılan eski Doğu Almanya'da bir banka da müvekkilerine büyük getiriler vadederek "dünya piyasasında pazarlanacak yeni bir canlandırma filme" yatırım yapmaya teşvik etti. Shrek'in prodüktörlerinden biri- adı John Williams- yeni projenin prodüktörü olarak Amerika'daki oturduğu yerden yüklü bir maaşa bağlandı. Deneme canlandırmalarına 2002'de İstanul'dan katıldım (bkz. "Rapunzel", 12 Ocak 2011). Derken prodüksyon durduruldu. Bir yıl kadar sonra yeniden başladı.

Bu iş için Berlin'de Hahn Film stüdyosu kiralanmıştı. İyi bir ekip toplandı, Lâle'yle bavulları topladık ve biz de gittik. Eski çalışmalarım ortadan kaybolmuştu ve herşey baştan başlıyordu. 

Hafta içi çalıştım, hafta sonu gezip Almanya'yı keşfettik, unutamayacağım kadar güzel ve dolu bir yaz geçti. Ama prodüksyonda bir gariplik vardı. Storyboardlar üretiliyor, sahneler yapılıyor, ama kimse gelip bakmıyordu.

Sonbahar geldi ve bütün yapraklar birdenbire döküldü- bir toplantıyla filmin bundan böyle üç boyutlu bilgisayar tekniğiyle yapılacağı bildirildi. Hahn Film'in ve orada toplanan ekibin filmle ilişkisi kesiliyordu.

O yaz yaptığım canlandırma denemelerimden birini burada paylaşıyorum.

(Yeni teknikle yapılan film 2006'da gösterime girdi.)


KİTABINA GÖRE PRENS- PRINCE BY THE BOOK from tahsinozgur on Vimeo.
Videoklip/Videoclip 

ENGLISH 

The success of Dreamworks' Shrek unleashed a rash of takeoffs on fairytales.

Germany had recently been reunified and East Germany had recently joined the free and capitalist west. A bank seated in Germany offered its clients to invest in and share the profits of what it hoped would be just such a successful animated hit. One of Shrek's several producers, John Williams by name, was engaged as the producer for the new production, and raked in a sizeable salary from his home in the U.S. I contributed experimental animation from my home in Istanbul (see: "Rapunzel", 12 Ocak/January 2011). Then there was a production stop. It was relaunched about a year later.

Hahn Studio in Berlin had been engaged and a fine crew assembled for the project. Lâle and I packed my bags and moved to Berlin. Everything had been restarted from scratch, all my previous animation had just disappeared. 

It was an unforgettable and very full summer; I worked through the week and we travelled and discovered Germany on the weekend. But there was something odd about the production. Storyboards and animation were being churned out but no one came to see them.

Come autumn, all the leaves fell at once! We were called to a meeting where we were told the film would be done in CG. Hahn Film and the talent gathered there were cut off from the production.

I am sharing one of the experimental animation scenes I made that summer.

(The CG film was released in 2006.)

25 Şubat 2018 Pazar

BİR YILDIR "DEDE"- "GRANDPA" FOR A WHOLE YEAR

TÜRKÇE (For English, please scroll down.)

Geçen sene 20 Şubat'ta bana "babiş" diyerek mutlu eden "kızımın" ikizleri oldu, ve ben de "babiş" iken bir de "dediş" oldum.  Büyüdükçe neye benzeyeceklerini bilemediğim için gelişlerini bir çift standart standart şirin kızancık çizerek kutladım.

 Alt katta oturdukmaları için dedeliğin tadını çıkarma fırsatını veriyor; ama Lâle'yle muhabbetleri daha sıkı.

Bir sene sonra artık ciddi birer portreden azıyla geçiştiremeyecek kadar kişilik kazandılar. Günün anlam ve önemini vurgulamak için yaptığım resim beğenildi; o kadar ki kızım doğum günü kutlaması dekorlarına ilave etmek için büyük boyda bastırdı.

Kutlamalar önce gününde, sonra daha büyük bir grupla Cumartesi günü (13 çocuk+büyükler) yapıldı, bugün (Pazar) yeni bir grupla devam ediyor- sesleri şu anda yukarı geliyor. 

Daha nice kalabalık ve gürültülü doğum günlerine!



ENGLISH

I have a "daughter" who makes me happy by calling me "dad". That made me a "granpa" When she had twins on February 20th of last year. When I welcomed their arrival with a drawing, I resorted to a pair of stereotype cute boys because I couldn't know what they would look as they grew.

They live downstairs, and this gives me plenty of occasions to enjoy being a "grandpa". However, they have a warmer relationship with Lâle.

Their features are now sufficiently developed to warrant proper portraits. The drawing I drew to mark the occasion drew a very positive response; so much so that my daughter had it blown up to add to the party decorations.

The first celebration was on the evening of the birthday, then came a bigger bash on Saturday (13 kids+grownups). Today (Sunday) there is another group; we can hear the noise from upstairs.

Wishing them many crowded and noisy birthdays...!

21 Aralık 2017 Perşembe

2018'DE NEREYE?- WHERE TO IN 2018?

TÜRKÇE (For English, please scroll down.)

İlerlemek istedik, "çağdaş" diye bir kelime üreterek "çağa ait" herşeyi sorgulamadan benimsemeyi marifet saydık. "Özgürlük" istedik, taassup ve irticaya da özgürlük tanıdık. Bencillik ve hırsla bir yandan şehirlerimizi AVM'lerle, yolları otomobillerle doldururken kredi borçlarıyla geleceğimizi ipotekledik. Bu dünyada dünyalıklara doyamadığımız için ahrette de bir cennet satın almak istiyoruz- bonus puan toplar gibi sevap toplayarak, anlamadığımız duaları büyü gibi kullanarak. 

Sonra işler istediğimiz gibi gitmeyince birbirimizi suçladık.

Neticede bu cehennemi kendimiz yarattık. Ancak kendimiz çıkabiliriz- bu da en başta kendimizi sorgulayarak.

Yeni yılda hep birlikte doğru çıkışı bulmamız ümidiyle. 

(Daha fazlası için bkz.: Tashlık/ 2018- Quo Vadis.)


İstediğimiz "çağdaş" ülkeyi yarattık. Soldaki tarihi kılıklı cami bile 2012'den!
(Görüntüler kendi objektifimden.)
We have created the "up to date" country we wished for; even the historic-looking mosque on the left is from 2012. 
(Images from my own camera.)

ENGLISH:

Progress was our ambition, we wanted "to be up to date", and ended up uncritically accepting everything we saw as modern and contemporary. "Freedom" was our ideal, we let the retrograde, the reactionary, the fundamentalist run free. Yielding to our most selfish instincts we have filled our cities with shopping malls, our roads with cars, mortgaging our future with the debts we have accumulated to finance our lifestyles. But we still ain't got no satisfaction; hoping for more of the same in the next life, we're trying to buy ourselves luxury flats in heaven, adding up our requisite good deeds like credit points and confusing prayers with magic spells.

And when things didn't work out the way we expected them to, we just blamed each other.

We are to blame for this hell we have created, we ourselves an no one else. And it's up to no one but ourselves to find the way out. The first step would be some sincere soul-searching.

May we all find the right exit in the coming year!

(For more see also Tashlık/ 2018- Quo Vadis.)


8 Kasım 2017 Çarşamba

DAS DOPPELTE LOTTCHEN

TÜRKÇE:


Storyboard yapmak bana daima zor gelmiştir; canlandırma sanatının canlandırma safhasıdır bana zevk veren! Bu böyleyken, şu işe bakın ki, bütün çalışmalarım içinde en benimseyerek, en içimden gelerek yaptığım iş on dakikalık bir storyboard’dan başka katkım olmayan bir projeydi, ve sonunda çalışmalarımın neredeyse hiçbir kısmı kullanılmadı.


Proje, Erich Kästner’in aynı adlı romanından uyarlanacak olan Das Doppelte Lottchen idi. (Tam tercüme "Çifte Lottacık" olur.) Gizlice yer değiş tokuşu yaparak boşanmış anne ve babalarını tekrar biraraya getiren ikizlerin hikâyesi daha önce de defalarca uyarlanmıştı. Bu uyarlamalar arasında Disney’in iki ayrı reel çekim versyonu da vardır: The Parent Trap, “Aile Tuzağı”, 1961 ve 1998. Bu seferki TVC Hamburg’un üstlendiği uzun metrajlı bir canlandırma versyonu olacaktı. Canlandırma ucuz işgücü tedarik eden ülkelere verileceğinden ben hiç alamadım. Filmin finalini de kapsayan on dakika kadarlık bir kısmına storyboard yapmam istendi, ben de bunu animatik olarak hazırladım. İstanbul’daki evimizden çalıştım ve Lâle’nin şirketi Esin Desen üzerinden faturaladık. Aile hayatının kutsallığı, evlilik ilişkisinin dayanıklılığı önem verdiğim konular olduğu için bu işe gerçekten yüreğimi verdim. 

Filmin afişi.
2007'de gösterime giren filmin DVD’sini 2008’de Halle’de (Almanya) çalışırken aldım ve filmde benim katkılarımdan hemen hiçbir şey kalmamış olduğunu görünce bayağı hayâl kırıklığına uğradım. Sebebi bütçeyi ciddi şekilde düşüren bir senaryo değişikliğiydi. Ben verilen senaryoya oldukça sadık kalmış, bunu yaparken babaya hem centilmenlik, hem de verdiği kararların sonuçlarından kaçmayan bir dik duruş atfetmeye çalışmıştım. Bitmiş film sıcak ve sevimli olmakla birlikte babanın “öteki kadından” kurtulma şeklini pek kaçamak ve onursuz buldum.


Babamı üç buçuk yıl önce kaybettik, şu günleri de hastanede, yaşı ileri annemin refakatçısı olarak geçiriyorum. Yaşadığım duygular, aile içinde sevgi ve dayanışmanın önemini anlatan bu çalışmayı paylaşmaya yönlendirdi beni.

Videoklip:
Das Doppelte Lottchen için hazırladığım animatik.

BİR İKİZ MASALI- A STORY OF TWINS from tahsinozgur on Vimeo.

Videoclip:
My animatic storyboard work for Das Doppelte Lottchen.


ENGLISH:


Storyboards have always been a chore for me; it is the process of animation itself that I enjoy! This being so, it is ironic that of all the projects I have worked on, the one closest to my heart was something for which I did about ten minutes of storyboard work- and hardly any of it was used.


The project was Das Doppelte Lottchen, based on the novel of the same name by Erich Kästner. (Exact tranlation of the title would be "Double Lotta") The popular story of twins who secretly switch places to bring their divorced parents together has seen many screen adaptations, including two by Disney, both entitled The Parent Trap, 1961 and 1998, and both live action. This time it was to be an all animated feature version undertaken by TVC Hamburg. Because the animation was earmarked for countries providing low cost labor, I couldn’t get any scenes to animate. I was given the last ten seconds or so to board, which I prepared in animatic form, working out of our home in Istanbul and billing it for Esin Desen, Lâle’s company. The sanctity of family life and the endurance of a marriage being matters I take seriously, I really put my heart into the work.

The poster of the film.
The film was released in 2007 and I purchased the DVD in 2008, when I was working in Halle (Germany). To my great disappointment, almost none of my efforts had made it into the film. The reason was a script change, which certainly cut the budget. I had remained quite faithful to the given script while taking care to make the father come across as a gentleman and a man ready to face the consequences of his decisions. The finished film remains charming in spite of the change but I have to say the father weasels his way out of his relationship with the “other woman” in a far less honorable fashion.

Spending these days with my aged mother in a hospital, and my father gone these past three and a half years, I find myself particularly disposed to share this effort that speaks for solidarity and love within the family.

2 Ekim 2017 Pazartesi

HAHN FILM'E BİR DEMO FİKRİ- IDEA FOR A HAHN FILM DEMO

TÜRKÇE: (For English, please scroll down)

1995-1996'da yine Berlin'deki ekmek kapımız Hahn Film'deydik. Projeler arasında bir boşluk oldu ve ben bu arayı Hahn Film için bir demo yaparak değerlendirmeyi önerdim. Stüdyonun neler yapabileceğini gösterirsem daha iyi projeler yakalayabiliriz diye düşündüm.

Neticede, nasıl bir film yapabilmeyi hâyal ettiysem, o havada sahneler yaptım. Konuşmalar için aklımdan geçen sözler şöyleydi: (Cin) "So you wish to make a wish!" (Ejder) "Make it something HOT!" ("Demek bir dilekte bulunmayı diliyorsun!" "Ateşli birşey olsun!")

Tabii bu boş zaman uzun sürmedi; yeni işler gelince demo için yaptıklarım rafa kalktı, ve bir daha inmedi.

Efektlerle canladırmaları o zaman üstüste getiremediğimden gölgeleri ve "HOT" kelimesiyle ejderin ağzından çıkan alevleri ayrı görüyorsunuz.

Seneler sonra 2001 yılı yaklaşırken İstanbul Galeri Apel'de "2001 Gece Masalları" temalı bir karma sergiye katılmaya davet edilince rafa kaldırılıp unutulan o canlandırmalardan bir parçayı sergi için hazırladığım videoklibin kapanış jeneriğinde kullandım. (Bkz: "2001 Gece Masalları", 11 Eylül 2010.)


Hahn Film, Berlin, 1995-96.

 
HAHN FİLM'E BİR DEMO İÇİN- FOR A HAHN FILM DEMO from tahsinozgur on Vimeo.

Videoklip/Videoclip

ENGLISH

In 1995-96 we were back in Berlin, working for good old reliable Hahn Film. During a lull between assignments I 
proposed to prepare a demo for the studio, something that would show what we were able to do in the hope of attracting better projects.

I naturally went for the kind concept and look that I would most enjoy working on as an assignment. The wording I imagined for the lip-synch was as follows: (genie): "So you wish to make a wish!" (dragon) "Make it something HOT!"

Pretty soon, the lull was over, more work came in and the demo scenes had to be shelved- and they never came back down again.

I was unable to superimpose levels then so you will see them seperately: the shading and the burst of flames when the dragon says "HOT". 

Years later, with the advent of the millenium year 2001, I was invited to take part in a joint exhibition on the theme of "Tales of 2001 Nights". I participated with a videoclip and used part of the shelved and forgotten animation for the end titles. (See: "Tales of 2001 Nights", 11 Eylül-Sept 2010.)

9 Ağustos 2017 Çarşamba

VİKİNG GÜNLERİMİZDEN- FROM OUR VIKING DAYS


TÜRKÇE (For English, please scroll down.)


Kopenhag’da A-Film’de “Asterix Vikinglere Karşı” (Asterix and the Vikings) filminde animatör olabilmek benim için büyük şans oldu; çünkü çok eğlenceli bir prodüksyon süreciydi. Ekip iyi, ilişkiler arkadaşçaydı. Ben ağırlıklı olarak Viking şefinin kızı Abba’yı canlandırdım, ve orijinal hikâyede yer almayan bu dikkafalı kızı yorumlamada bana epey özgürlük tanındı.


Her zaman olduğu gibi Lâle bu güzel Danimarka macerasını da paylaştı benimle; stüdyoya yakın bir daire kiraladık ve böylelikle her öğlen bisikletle eve gidiyor, beş katı koşarak çıkıyor (daha gençtim o zaman), Lâle’nin mükemmel yemekleriyle beslendikten sonra gecikmeden işbaşına dönebiliyordum. Bazı akşamlar Lâle iş arkadaşlarını bizim dairede topluyor, küçük ziyafetlerle güzel muhabbetler yaşatıyordu. 


Burada sahnelerimden birkaçını paylaşıyorum; benimkilerin arasında Abba’nın babasının repliklerini içeren sahneleri canlandıran Javi Martin Lapeyra’dır.


Videoklip
Abba babasıyla tartışıyor. O günlerde hissettiğim özgüven canlandırmama aksetmiş.
Videoclip
Abba arguing with her father. The self-confidence I felt at the time
is reflected in my animation.

ENGLISH


I was lucky enough to be an animator on Asterix and the Vikings at A-Film, Copenhagen from the beginning of April 2004 until the end of February 2005; lucky because it was so much fun. It was a fine, friendly crew. I worked mostly on the Viking chief’s daughter, Abba, and was allowed a lot of license with this tempermental girl who wasn’t in the original story. 


Lâle shared this wonderful Danish adventure with me, of course, as she always does, and we rented a place close enough to the studio for me to bike home, dash the five flights of steps upstairs (I was still young), enjoy Lâle’s excellent cooking, and bike back to work on time. Every so often she would invite our friends from the studio over to our place for a small feast and a pleasant evening’s conversation. 

I am sharing here a group of my scenes. The shots of Abba’s father, interspersed between mine were animated by Javi Martin-Lapeyra.